Kuşca Şiirleri

KUŞÇALI ŞAİRLER ve ŞİİRLERİ

1. Ali Hoca Yetişen:

1322 yılında Kuşça'da doğdu. Babası Hasan Hoca, annesi Ana Kadm'dır. Babası Hasan Hoca, ağabeyisi Halil Yetişen Hoca'dan eski ve yeni yazıyı öğrendi. Dini kültür aldı. İstanbul'da 15 sene seyyar esnaflık yaptı. Halen 92 yaşındadır. Çumra Bağlar mahallesinde hafızası sağlam, sıhhatli bir Osmanlı efendisi gibi gelenleri gereken ikramla ağırlamaktadır. 80 yıllık Kuşça tarihi vukufla bize aktardı. Kendisine iki cihan saadeti dileriz. Ellerinden öperiz.

 

Malım mülküm var diyi benlik idersin,

Hak yolunu gor, batıl yola gidersin, 

Değme gumaşlar, beğenmezken,      

Bir gün yakasız kefıne girersin

        Selâ verdiler gasdimize,

        Gider olduk dostumuza,           

        Namaz gıldılar üstümüze ;

        Gılanlara selam olsun.   

Garışılmaz şu feleğin işine,  

Gör neler gelir, garip başımıza,

Götürürler gorlar musalla taşma,

Son saltanatın bir fatiha olur birgün.

            Bugün dersin, yarın dersin,       

Dünya malına "malım" dersin,   

Sessizce yalın ayak, başın açık ;

            Bu dünyadan sen de göçer gidersin.

Ne kadar alim olsa baban, gardeşin,

Eğer hak yoluna goymadmsa başın, 

İmanla kur'an olmazsa yoldaşın ;      

Dört kitabı yutmuş olsan ne fayda.    

Şol garanlık gabire varınca,       

Münker, nekir suallerin sorunca,

Cevabına muktedir olamayınca ;

Bülbül gibi dilin olmuş ne fayda.

Akşam olur ateşini yakaman

Sabah olur, yatağından kalkaman,

Ezrail başucuna gelince

Oğlum, kızım diye iki yanma bakaman.)

Yaşamak istersen sıhhatin yeter,

             Meşgul olmak istersen, ibadet yeter,

            Çok konuşmak istersen Kur'an yeter

Bunlar da yetmesze karanlık kabir yeter,

Gaslimize selâ verildi

Kefenim biçildi, suyum ilidi,

Garanlık kabirden bize bir ev derildi;       

Öz vatanım gara topraktır benim.     

Gavım, gardaş bir araya geldiler,     

Cenazemi götürüp teneşirde yudular ;

            Götürüp beni, gara toprağa gömdüler;

            Beni yalnız koyup, geri döndüler.      

Bu mevzuya buruda son verelim,

Dinleyen cemaate dur diyelim,

Söz hakkını başka birine verelim ;    

Dünyada kalanlara baki selam olsun.     

 

2. Musa Gül (Musa Çavuş):

1338 de Kuşça'da doğdu. Sancıoğlu Veli sülalesindendir. 1942-1945 arası askerliği Kars'ta 44 ay çavuş olarak yaptı. Okuma yazmayı Halil Yetişen Hoca'dan öğrendi. 1939' dan beri gurbete İstanbul'a geldi. 1969 da yerleşti. Köyde çocukluğunda koyun, kuzu güttü. Piri Dayı ile avcılık yaparak keklik ve tavşan koğdu.  

Kuşça'da yapı ustalığı, marangozluk, fotoğrafçılık, sandık imalatı yaptı. 1951 de sandıkları 20 Liradan sattı. Bozkır, Aydınkışla, Acılar, Avdan, Karaca Ardıç'ta köylerine sattı. Aynaları 5 Lira veya bir havay buğdaya sattı.

 

ŞİİRLERİ

1338 yılında Kuşça'da doğmuşum,  

Çocukluğumda çok oğlak, kuzu koğmuşum,           

Avculuk yaparak keklik, tavşan vurmuşum,

Piri Dayıyla beraber çok sansar boğmuşum,

Şimdiden sonra neylersin ;

Allah (c.c.) günahlarımızı affeylesin.

1969 yılın ailecek İstanbul'a gelmişim,

İnsan ve hayvanların kıymetini bilmişim,

Şimdi ise bir ihtiyar delikanlı olmuşum;

Bizim aslımıza Bozkırlı derler.          

Bozkırda kış gelince yağar yağmurlar, karlar,

Bana Bozkır'da "Kuşçah Musa Çavuş" derler,

Onun için hem mutlu, hem bahtiyarım ;

Gönlüm genç, amma ben ihtiyarım,

Siz de benim gibi mutlu ve bahtiyar olun,

Benden çok yaşayın da ihtiyar olun,

Dünyada refahı, ahirette cenneti bulun.

Benim ismim Musa'dır, soyadını Gül'dür,        

Ben güllerin alâsıyım, yüce dağların hem sümbülü,

İstanbuul'da kurulan Bozkırlılar Vakfının kurucularının,

En büyük, en ihtiyar sarsılmaz bir kalesiyim.   

Onun için de hem mutlu, hem bahtiyarım.       

Siz de benim gibi mutlu ve bahtiyar olun

Benden çok yaşayın ihtiyar olun.

 

KUŞCAMA           (Bütün Kuşçahlara ithaf)

Kuşça Köyü dediklerii etrafı bağlarla çevrilmişti bir zaman,

İnsanları her bakımdan yamaoğlu yaman,

Çok boşuna öldürdüler büyük bir zaman.

Aklı başına gelen Çumra'ya, Konya'ya, İstanbul'a göçtü hemen,

Allah'a çok şükür erken gidenler çok mesafe katetti hemen, 

Gitmeyenler Kuşça köyünde kalmıştır hemen.

Şimdi bağlar kaybolmuş etrafı dağlar çevirmiş,

Cahil insanlar bütün ormanı kesmiş kemirmiş.

Kuşça köyü'nün suyu serttir, insanı merttir,      

Misafire hürmet bakımından birbirinden cömerttir.

Ben de o köyde 1922 yılında doğmuşum,    

Çocukluk devrimde oğlak kuzu gütmüşüm, 

Piri Dayıyla ava gidip çok sansar vurmuşum ;

Musa Çavuş, şimdi tavşanı, sansarı neylesin ? 

Allah (c.c.) hepimizin günahlarını afeylesin.  

Dayım Abdullah Çavuş, 1939 yıllarında,   

Kuşça'dan beni İstanbul'a alıp götürdü.       

Sessiz şair Musa Çavuş, sözünü burada bitirdi, 

İstanbul icad oldu, Kuşça Köyü çok gençleri yitirdi.  

Köyde yalnız kadınlar, çocuklar, yaşlılar kaldı: 

İstanbul'a gelen Kuşça'yı unutup zevke safaya daldı.

Onun için güzel Kuşçamız bahçesiz, bağsız kaldı.    

Bu yüzden ilden üzümü, pekmezi satın aldı.

Bütün kuşça'nm yetişkin gençleri,    

Yarısı İstanbul'u, yarısı Almanya'yı yurt tutmuş,  

Çokları kimliğini yitirmiş, aslını unutmuş ;

İslama yakışmayan hapları yutmuş.

Her işinde batıya uymuş, atasını unutmuş.

Güzel Kuşçam, dünyada yoktur bir eşin,

Aşık sözü kısa kes Aydın havası olsun,

Allah'ın selamı, bereketi hepinize olsun,

Dünyada refahı, ahirette cenneti bulsun.

 

KILIBIKLARA KOLAYLIK              :

Sabahleyin erkenden kalksan,           

Evi temizlesen, sobayı yaksan,         

Demlesen çayını, keyfine baksan ;

 Hanım ne zaman uyanacak diye,  

Arasıra yatak odasına baksan.

Bak geçimin yolu nasıl olur ?

Hanım ne söylerse tutarsan sözünü,   

Hakka bağlarsan özünü,        

Hanım konuşurken kesmezsen sözünü,     

Bak geçimin yolu nasıl olur ?      

Hammcağızı bastırmazsan yazın tozuna,      

Havalar bozunca kışın buzuna,

Yemeği kendin yapar, kendin bakarsan tuzuna,      

Hamımcağızı benzetirsen sadrazamın gızına,

Bak geçimin yolu nasıl olur ?        

Hanım o zaman acır, o senin verdiğin emeğe,

Sofrayı kur da davet iyle yemeğe,    

Hakkı kalmaz sana fena demeğe,     

Bak o zaman geçimin yolu nasıl olur ?    

Hanım sokakta başı açık, gıçı açık,    

Dörtte bir gapalı, üçü açık,    

Gezerken tıpkı bir madama benzerse,           

O anda ses çıkarmazsan bak geçimin yolu nasıl olur ?

Musa Çavuş gılibiklere diploma getirmiş,

Buyurun, isteyen alsın ; istemezse almasın.

 

3. Koca Demirci Mustafa Kızı Meryem Kadın Özmen :

Koca Demirci Mustafa'nın ve Sultan Kadın'm kızı olarak 1336' da Kuş-ça'da doğdu. Ömrü Kuşça'da geçti. Derleme ve şiirleri Bozkır ve Kuşça'nın saf, berrak Anadolu kültürünü yansıtmaktadır.

İlk defa Ariflerden Hasan Özmen'le evlendi. Onun ölümüyle çelebisi "Kürt Hüseyin" lakaplı Hüseyin Özmen'le evlendi. İki çocuk ilk eşinden, iki çocukta ikinci eşinden oldu. İkinci eşinin de ölümüyle Çumra'ya geldi. Oğlu Ramazan Özmen ve kızları Ümmü Yıldız, Müslime Özdemir'in himayelerinde hayatını devam ettirmektedir.

 

ŞİİRLERİ    

Kabrimin taşına,

Yazı yazmışlar taşına,

Gelen geçen okusun, 

Bu garibin başına.

Evimizin önünde.       

Bir belik koyun,

Biçildi kefenim,

Ilıdı suyum.   

Yavrularım gelmeden,

Kabire koyun, ifa,

Felek ağır vurdun,     

Yükü dengime           

Sarı ot yaylasını yaylayamadım,

Divane gönlümü eğleyemedim,

Derdimi kimseye söyleyemedim,

Felek vurdun yükünü sırtıma.   

Kazmayı vurdum yere,          

Kurumun da kanlı dere,

Çağırın da babam Mustâfa'ya,

Göstersin vatamın, bilmem nere ?    

Kuşca'dan çıktım başım selamet,

Çumra'ya geldim de koptu kıyamet,     

'Sahiplenmedi de oğlum Arif hiyanet,   

Göstersin bilenler, vatanım nere ?

Sarı kavak da yasıvermiş dalını,  

Soldurmadım da yeşilini, alını,    

Neylersin de gayrı dünya malım,  

Kahpe felek vurdun, sineme yükünü.

Varın bakın akrabama, odama,         

Selam söylen, eşe, dosta anamıla babama,

Bu benim kaderimdir, dostlar neyleyim,      

Yavrularım küçük kaldı kapanmıyor gözlerim.

Ağrımadan görmez oldu gözlerim,   

Yürümeden tutmaz oldu dizlerim,    

Ey felek vurdun sineme yükünü,      

Ölüm ile ayrılığı birbirine katıp giderim.      

 

4. Hacı Veli Öğütçüoğlu :    

Hacı Veli Öğütçüoğlu Hatıplar sülalesinden Efe Mehmet Usta ve Ayşe Hanım'dan 1941 yılında doğdu. İlkokulu dördüncü sınıfa kadar Kuşça'da okudu. Beşinci sınıfı Çumra Atatürk İlkokulu'nda bitirdi. Bir yıl Aydın Koçarlı kazasında Turşucu Muammer Ağa'nm üç ineği, iki danasını güttü. 1957 de İstanbul'a gitti. Küçük Pazar'da kaldı. Seyyar satıcılık yapamadı. Hassas ruhlu olduğu için esnaflığa intibak edemedi. Beşiktaş, Kadıköy, Fatih, Kasımpaşa vs. yerlerin pazarlarında hamallık yaptı. 1958'de Kadıköy Yel değirmeni Karakolhane Cad. No: 8 de Kayserili Bayram Tüysüz Usta'dan kunduracılığı Öğrendi. Üç, dört sene dükkanın ardiyesinde, inşaatta topladığı çimento torbalarını yatak yaptı. Çarşafsız bir yorganla, akla gelemeyecek çileler çekti. Bu hayatını dile getiren şiirlerini ağlayarak kaleme aldı. Buradan Gedikpaşa, Çemberlitaş, Tavuk Pazarı çevresinde kunduracılık yaptı. İstanbul'un en lüks mağazaları Tanca, Serano, İnci mağazalarına en lüks ayakkabı yaptı. Tüccar Mehmet Yetişen, o yıllarda beş sene çırak ve kalfalığını yaptı. Ailesiyle İstanbul Esenler'de oturdu. Ortanca oğlu Fehmi burada doğdu. 1957 yılında Çumra'da bir bir kunduracı dükkanı açtı. Sermayesi olmadığı için kapatmak zorunda kaldı. 

1968 Nisan ayında Hollanda'ya turist gitti. Kısa bir zamanda işçi oldu.

Allanın yardımıyla Hollanda'ya dördüncü camiyi açtı. Yüzlerce Müslüman

Türk çocuğunu okuttu. Hollandalı dört gayri müslimin müslümanlığı seçme

sinde rehber oldu. Bunların içinde Heri (Fatma)yi, Niğdeli İsmet Gökdemir'le

evlendirdi. Gerçek bir müslüman olarak Hollanda'da hayatlarını devam

ettiriyordu.

Avrupa İslam Tebliğ Cemaatinin bir üyesi olarak Hollanda'nın her köşesinde, Almanya'nın çok yerinde, Belçika, İsviçre, Fransa, Avustarya da bu cemiyetin şubelerinin açılışına hizmet etti.

İslama her yönüyle gönül vermiş, samimi bir müslümandır. Hollanda'da oğulları Fehmi, Fevzi, Fahri ailece Hollanda'da yaşıyorlar. Kızı Ayşegül, akrabası eczacı Çetin Öğütçüoğlu ile evlendirdi. Hollanda'dan malulen emekli oldu.

Çok hastalık çekti. Yedi defa ameliyat oldu. Kalbinin yarısı çalışmaz halde Çumra Bağlar Mahallesi 13 Nolu Sokak No: 29 da İslami hizmetlere devam etmektedir.      

Şiir hayatı, İstanbul'da başladı. Avrupa'da devam etti. Halen de devam etmektedir. Şiirlerinin konusu aile, din, vatan sevgisi, insanlara öğüt temalarıdır.

 

KUŞÇA KÖYÜME        

Hatip Ahmedi, Boduroğlu, Dizici Ahmet    

Kömür yakardı Çaldagı Yoncalıkta, 

Konya, Alibeyhüyüğü'ne satarlardı Çumra'da,

Karayazılıdır Kuşça köyüm benim.  

Kanlı deresini sulamak için ne çarklar kurdular,  

Boş tenekeleri çarka çakıp   bahçelerin suladılar,

Bazen taşların kayaların içinde kaderlerine ağladılar ;

Kara yazılıdır Kuşça köyüm benim.

 

Bir inek birkaç davarla ömür sürdüler,         

Yokluk zamanında armut unu, iğnelik ekmeği bile yediler,   

Çevre köylerden kız alıp kız verip evlendiler,

Kara yazılı Kuşça köyüm yurdum benim.       

Ulupınar Yazdamı şalgasını pilav yaptılar,   

Sırısda'da eşeklerle odun toplayıp sattılar,        

Dağ eriğini hoşaf yapıp, arap aşı ile yuttular ;   

Kara yazılı kuşça köyüm yurdum benim,

Kuşça'nın suyu kıttır, çok sıkıntı çekerler,      

Aşağı sudan nöbet nöbet yalınayak,eşekle su getirirler ,   

Mahsulleri saban, kazma ile eker, eşek sıpa ile çekerler ;

Kara yazılı Kuşça köyüm vatanım benim.

Dağlarda yapraklar sıyrılır, dikenler toplanırdı,      

Hayvanları Sarıdoru. Ovacık, Çaldağmda otlanırdı, 

Vay o günler, o hayvanla kızıl yokuş sancında sulanırdı;    

Kara yazılı Kuşça köyüm vatanım benim

Barut dibeğinde barut döğülür değirmende unlar öğünür,    

Ekin, burçak, mercimekleri eşek koşup düğen ile sürülür,   

Depelâğından yedi mahalle çevre köyler bile görülür ;      

Kara yazılı Kuşça köyüm vatanım benim. 

Avdan tekkesine yollar Kuşça'dan geçer,

Devlet şimdi kuşça'nm altında mavi tüneli açar,      

Kuşça'ya yardım için çokları, Enbel Dayı bile koşar ;

Kara yazılı Kuşça köyüm atayurdum benim.     

Kuşçalı unutamaz Seyit Usta, Yalınayak Nebi'yi,    

Hele Sarı Hüseyin'i, hem de Yağır Piri'yi,

Çomu Alının Bekir'i İnce oğlan Seyit Usta'nm Bekiri; 

Bir başkadır, ne hoşçadır, Kuşça köyüm vatanım benim.

Hese Dayı, Arif Mustafasının unutulmaz yaptıkları,    

Aydın Beğinin atını devecinin eşeğini tedavi ettiklerini,

Kuşçalımn Kayacıların armutlarını bile yediklerim ;  

Bir başkadır, ne hoşçadır, Kuşça köyü atayurdu benim.

 

Kuşça köyünde yedi mahalle, bir minare dört camisi bulunur,

Yarmaları, bulgurları el değirmeninde imece ile üğünür,

Düğünlerinde çok silah atarlar, gelinleri   üç ay al indinir ;

Ne hoşçadır, bir başkadır, Kuşça köyüm vatanım benim

Çaldağmda ağaçlan kesip, Apasaracıklılara sattılar,    

Ormancılar derede çoklarım yakalayıp tuttular,

            Tavşan, keklik avlayıp bedavra kurup günlerini gün yaptılar ;

             Kara yazılı Kuşça köyüm öz yatanım benim.

Bir zamanlar köy bağları, durmuş Söğütçükte,

Ne üzümler olur, küfeleri eşeğe yükledip çekerdik,

Yollarda küfeler tartılıp hesap edip bekçi parası verirdik;

Bir başkadır, ne hoşçadır, Kuşça köyüm vatanım benim.    

Yağır Piri, çocukların anasını ağlattı, Karamığa attı,   

Kuşçalılar Çumra, Konya, Aydın, İstanbul, Avruya'ya bile gitti,  

Kuşça'da zorluklar yeter canıma tak etti;

Kuşçalılar cemiyetini kurduk, rahat olduk Elhamdüliillah.

Hacı Veli, Yetişen Mehmet, Şahin Rıza daha niceleri koşturur,

Konya'yı İbrahim Sağır, İstanbul'u Yetişen Fahrettin, Yusuf coşturur,

Kuşçalılar nerede olsa, buluşup birlik için koşar çalışır ;

Bir başkadır, ne hoşçadır, Kuşça köyüm ata yurdum benim

Kuşçalılar cemiyeti, 1998 yılında Çumra, Konya'da kuruldu,

Zaman zaman toplanıp, seviştik evlerde buluştuk, 

Bilmediklerimizle, konuşup selamlaşıp, tanıştık ;

Elhamdülillah Kuşçalılarm ne güzel cemiyeti var. 

Hacı Veli, bunları derleyip yazar,

Bilmemki bunlara hangi Kuşçalı kızar,

Kimseden bir şey istemem, etmeyin intizar

Kusurum hatam varsa, Kuşçalılardan özür dilerim.

Bir şiir yazdım Kuşça köyüme,         

Selam söyleyin Ölüme dirime,          

Hatıram olsun Kuşçalının tumune ;  

Hacı Veli'nin hatırası, gelmiş, geçmişine.     

                                               Hacı Veli Öğütçüoğlu-ÇUMRA      16.07.1998

 

           

BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM     

Bir köy var ta uzaklarda,       

Dik yamaçlı tarlalarda,          

Mor sümbüllü yaylalarda ;    

Bir başkadır, benim memleketim Kuşça.      

Ne hamarattır, bu köyde yaşayanlar, 

Hem köyde, hem uzaklarda çalışanlar,     

Yeri geldiğinde çok güzel yardımlaşanlar ;  

Bir başkadır, benim memleketim Kuşça.      

Kuruluşu eskilere dayanır,    

Yurdun her köşesine dağılır, 

Ne üretken bir koşmuş Allah'ım ;     

Bir başkadır benim memleketim Kuşça.       

Yazın köyde kalır kadınlar,   

Erkekleri çalışır, nzık ararlar, 

Kış gelince olurlar hep beraber ;   '    

       Bir başkadır, benim memleketim Kuşça.           

Köyde vardır cami, dört tane,          

Okuluyla beraber hem de hastahane,

Ne güzel olurdu olsaydı, bir de postahane ; 

Bir başkadır, benim memleketim Kuşça.      

Köy ile anayol arası dört kilometre mesafe,       

Bağları var, dağları var, gelmez hesaba,       

Hele bir görsen ne güzeldir, akar Çarşamba ;     

Bir başkadır, benim memleketim Kuşça.   

Köyün içinde vardır arpalık, 

Bayamdüzü, Yarıktaş, Yoncalık,      

Kızılkaya, Armutlubük, Ovacık ;      

Bir başkadır, benim memleketim Kuşça.      

Aklına geleni yazıya döktü Habib,   

Onulmaz yareye neylesin tabib,

Var ise kusuru, özür diliyor garip ;

Bir başkadır benim memleketim Kuşça.

                               Nebi Hocanın torunu, Ali Çakırın oğlu

                               Habip Çakır

 

KARGICILAR

Kargıcılar dediler,     

Allah'a daima secde eder,     

İlaha böylesi bulunmaz dedim ;        

Yalvarayım Mevlam Hu deyu de

 

HATIPLAR

Hatıplar dediler, Ayeti süzer,

Melekler semada uçarak gezer,          .

Şu cahil milletin hali, hem beni üzer,    

Yalvar insanoğlu, gel sen Allah'a.     

 

PİRİLER

Piriler derler, erenler başı,

Mevlam göstermesin hiç kimseye ateşi,

Herkesi kucaklar bütün gardaşı,

İslamda birliğe gel insanoğlu.           

 

BOZALAN                       

Bozalan dediler, Muhammet ümmeti,          

Kesme Yarab cümlemizden rahmeti,            

Aç Yarab sekiz cenneti,        

Yalvarayım Mevlam sana.     

 

IRGINLAR   

Muhammet ümmetidir benim dinim,

Hiç kimseye yoktur kinim,

Mevla'ya açıldı hak için elim;

Dualarımı kabul eyle ey Allah'ım, 

 

HACI AHMETLER 

Hacı Ahmetler durdu şölen yerine ,      

Mevla'nın aşkı düşmüş serine,   

Ümmet olan bağlı olur pirine ;

Pirler piri sensin güzel Mevlam.    

 

AYŞELER       

Ayşe'ler dedikleri hem benim bacım,    

Mevla'dan olur benim ilacım,

Her zaman Allah'ın affına muhtacım,  

Yalvarayıım mevlam sana.    

Ali Hocanın torunu, Mehmet Yetişen'in oğlu 

Hafız Ali Yetişen     

 

SELÂM OLSUN

Benim öz vatanımdır Kuşça,

Havası pek serin ve hoşça,

İnsanları pırıl pırıl akça;

Selâm olsun canım köylüme.  '    

Bereket fışkırır dereden,        

Balıklar tutulur geceden,       

Başlan kalkmaz hiç secdeden;          

Selâm olsun canım köylüme.

Dağları yalçındır geçilmez,         

Sarmcm suları içilmez,          

Bilekleri dimdik bükülmez;   

Selâm olsun canım köylüme. 

Köyün merkezidir Hatıplar,    

Cenazeyi hep bunlar yıkar,

Ne mübarek insanlar onlar;

Selâm olsun canım köylüme.

 

Kargıcılara geldi sıra,      .

Ecdatlarım geldi aklıma,

Hep okuyalım bir Fatihâ ;                               

Selâm olsun canım köylüme.  

          Unutmayalım Ayşalan,      
          Hem komşusu Hacahmatları,                        

          Bedrettin'den gelmiş soyları;                           

           Selâm olsun canım köylüme.                       

Bozalanda yaşar Boduroğlu,               

Dağlarından geçer göç yolu,  
Yürekleri hep sevgi dolu;

Selâm olsun canım köyl

                Birde Irgmlara bakalım,                           

                  Hem Koca Bayram'ı soralım,     

Bir çiftte kundura alalım;          -

Selâm olsun canım köylüme.
Pirileri unutmak olmaz,
Harman yerleri hiç boş kalmaz,                   :

Bahçesindeki güller solmaz;     
Selâm olsun canım köylüme.            ,

.                Ahmet derki bende gideyim,

O büyük şenliği göreyim,            

Gönülden muhabbet edeyim;                        ,

Selâm olsun canım köylüme,

Hatıplardan Dizici Ahmet'in torunu Ahmet Özmen

 

EVLADIMI TESLİM ETTİĞİM HOCAM   

Sizlere emanet şu körpe yavrum,      

Ortalıkta sürtüp gezmesin hocam.       

Gözümün çırası tek tasam kaygım

Aç sefil perişan kalmasın hocam,    

Fidanıma hoş bak aman solmasın,     

            Kahraman yetişsin korkak olmasın,  

            Rabbini tanısı, dinsiz kalmasın ;        

Ahirette yakamı tutmasın hocam.   

Milletin şerefini, şerefi, bilsin,          

Tarih okusun ki ne imiş görsün,        

Her bir kötülüğü kalbinden bilsin

Kendi milletine satmasın hocam.      

Gaflet uykusunda sakın yatmasın ,   

Milletini sevsin hazin olmasın,

Rus'a, Çin'e kanıp hemen azmasın :  

Vatanı düşmana satmasın hocam.     

Asıl muallimi peygamber olsun,        

Ku'anı dinlesin yolunu bulsun,         

İslamın nuruyla yolunu bulsun ;   

Küfran çamuruna batmasın hocam.  

Ey benim kardeşim kıymetli hocam, .

Hepimiz insanız, kardeşiz, tamam,   

Ata yüreği bu, darılma aman ;

Evladım rayından çıkmasın hocam.

İsa Öğütçüoğlu