Hacı Mehmet Ali Aydın (Paşanın Mehmet Ali)

HACI MEHMET ALİ AYDIN (Paşa’nın Mehmet Ali)

25 Temmuz 2008 tarihinde Çumra’da Anlattıkları:

Biz güccüğüdük o zamanlar, Emmim Rahmet’liye Kamil Hoca derlerdi. Hocalığı vardı tabii ki haliyle anladın mı? Böyle bir mahallenin davarları falan geç gittiğinde, geç çıkardıklarında ağıllardan sabahleyin ağıllardan, çardaklardan; bağırırdı: ‘Teresler, niçin erken salmıyorsunuz?’ Mahallenin adamı da O, bağıracak diye, çekinirdi, erkenden davarı salardı. Emmim böyle hatırı sayılan bir kimseydi, Rahmetli. Kamil Hoca dirlerdi.

Rahmetlinin hastalanışı şöyle oldu.Yenisu deriz, bir yer var işte orada bir çeşme vardı. O çeşmenin suyu çok datlıydı. Bi sefer Emmim Rahmetli’nin bağının içinde bir su patlamış, sızmış. Bir de ben kazdırayım buraya demiş, başlamış kazmaya. Kimse yok, tek başına. Gücü yetmez ki parayla kazdırsa, gendi başına gazarkana, orada hastalanıyor. Hatta ben o zamanla küçüktüm, ben yanından geçerdim. Babam Rahmetli (Paşa Dayı-Mehmet Aydın) yokarda bağ kazardı, çıbık dikmek için, biz ona Yalak deriz. Ben de O’na azık götürürdüm. Aşağı yukarı, 7-8 yaşlarında falanıdım, ufağıdım. Emmimim yakınından geçerdim. Ben, kolay gelsin diyemezdim, küçük olduğuma. ‘Emmiiii !.. İş onsuuuun…’ İşte o zaman koşardı, beni kucaklardı: ‘Vay benim amıcam bana ‘İş onsun’ diyor’ diyerek severdi. Demek istediğim, orada yalınızca çalışırken Rahmetli hastalandı. Üşütmüş ayaklarından. O zamanlar Sulu Zatülcan derlerdi. Babam Rahmetli ve diğer Amcam Rahmetli (Hacı Ahmet) Konya’ya götürdüler. Gaç dafa su aldılar garnından. Birkaç defa götürüp getirdiler. Şifa bulamadı. Vefat etti. Konya’ya defnettiler.

Ben, soy kütüğünü araştırdım. Kamil Dedemin kardeşlerinin en büyüklerinden birisi varmış. Ali varmış.

--- Gardeşlerinden Ali diye birisi vardı, yalınız O, askerdemi bir gaybolmuş, bir daha gelmemiş. Askere gitmiş, ama Çanakkale’de amma nerede gitti. Bilen yok, şurda diyen yok. Geri gelmemiş. Daha doğrusu memlekete, Konya’ya ayak basmamış. Nerde gaybolduğunu bilen yok. Bizim ad aldıklarımız, Sıhhıye Ali Rahmetlinin olsun, benim adım Mehmet Ali, bir isimim O’nun adı anadınmı? Demek istediğim, ancak Rahmetlilerin adları kalıyor bizim üzerimizde.

Kamil dedemin olsun, senin anlattığın Ali’nin babası... Ali, Kamil, Fatma, sizin babanız Mehmet, Ahmet birkaç kardeşmiş. Bunların da babalarının adı Mehmet’miş. O 1850 doğumluymuş. O kim?

---Onları aklım ermezi kine. Çocuk olduğumuza.

Memleketten ilk hacca giden O’ymuş diyorlar…

---O hacca giden, babamızın babası. Dedemiz O. Mehmet dedemiz O. Mehmet dedemi, şöyle bir durumu var bak sana söyleyeyim. Mehmet Dedemiz, esnaflık yaparmış at üzerinde. At üzerinde manifaturacılık yaparmış. Bu manifaturacılık yaparken çok uzaklara, Belkuyu ya falan gidermiş. Bunun önüne geçmişler, gecenin altında, derede, anadın mı, soymak için. Onun altındaki at, Allah tarafından getmek istemezmiş, durduğu yerde direnirmiş. Nitekim soymuşlar da. Fakat Hacı Mehmet Dedem, alışverişci adammış. Dedem köyde ilk evvela hacca giden Kuşca Köyü’nde Hacı Mehmet dedem. Kervanla gitmişler onlar. 6 ayda varırlar gelirler miş. Kuşca’da daha kimse hacca gitmeden dedem gitmiş. Hacı Mehmet’in Mehmet derler babam rahmetliye anladın mı?

Fatma Teyze’ye de Hacının Gızı derlerdi.

---Hacının gızı derlerdi evet.. dedemin şeyiyle… Mesela Hacı Ahmet Emmim hacca gitmemiş ama, O’nun şeyiyle ebem rahmetli emmimin adını Hacı Ahmet goymuş.

O’nun hanımının adı da Meryem imiş… Köyde okutur muymuş ne?

--- O, Kuşca Köyü’nde, birinci kadınlarının birinci hocasıymış. Namazlıklarını O öğretirmiş. Bir toplulukta, dua yapmak için, hatim duası yapmak için Ebemi bulurlarmış.

Diyeceğim Ebem de böyleymiş. Dedem de Kuşca Köyü’nün ilk Hacısıymış. 6 ayda gitmiş gelmiş. Bayağı çok çeşitli şeyler getirmiş. Ben otobüsle de hacca gittim geldim amma O’nun gibi malzemeler getiremedik. Mahallede bir şey olmuş olsa: “ Hacı gilin gantarını getirin, Hacı gilin havanını getirin… Hacı gilin yarım okkasını getirin… Hacı gilin yarım havayısını, bir havayısını getirin…’ derlerdi. Devenin üstünde o malzemeleri nasıl getirdi? Biz arabayla gittik, geldik öyle bir şeyler getiremedik yani… İşte böyle bir hacca varmış gelmiş dedem rahmetlik.

Hacı Ahmet Emmim’den soracak olursan, Küçüklüğünden soracak olursan. Ebem rahmetlik namazcı olduğuna, babam rahmetlik de namazcıymış. Hacı Ahmat Emmimin küçüğü amma.

Hacı Ahmat Emmim babamın büyüğü, namazına gevşeğimiş, babam namazını geçirtmezmiş. Ebem Rahmetli, babam rahmetliyi çok severmiş namaz kıldığı için. Bir gün demişkine, Ay Hacı Ahmet, Mehmet her vakit, her gün namaz gılar. Sen neye her vakit gılman’ demiş.

“Ana zorladıp durma, bak gıların ama tam bir haftaya sayarın” demiş. Ebem rahmetli, bademleri küpeciklere gatarlarmış. Hacı Ahmet Emmim Rahmetli, biraz hayırsızmış, bayam arayacağım diye, pekmez küpeciğine elini sokarmış; her taraf bekmez olurmuş. Emmim rahmetlinin böyle martaval hâlleri varmış….