Musa Çavuş ve Kabak Hikâyesi

Musa Çavuş ve Kabak Hikâyesi

Kuşcalılar, İstanbul'a 1930’lu yıllardan itibaren gitmeye başladılar. Kusça'dan Konya'ya açık kamyonla gittiler. Kuşca'dan Bozkır, Haydarpaşa'ya çalışan açık kamyonlarla, iki günde İstanbul'a varırlardı.

Küçük Pazar, Tahtakale ve Unkapanı Hali çevresindeki, han ve bekar odalarında kalırlardı. İstanbul'a ilk gidenler arasında Ali Hoca yetişen, İmamın Haydar Turan, Sarı Hüseyin Mehmet, Reşit Hocanin Ramazan, Koca Sait, Nebi Hocanın Mehmet’i sayabiliriz.

Ali Hoca, dayıbaşı olarak, onların kefili idi. Onlara halden mal alır, hesaplarını tutar, köye gelirken paralarını teslim ederdi. Küçük Pazar'da İzzetin Hanı, Tahtakale'de Sabuncu Hanı, Emine kadının hanında, Battalın Hanı, Uğurlu Han, Sepetçilerin Hanı denilen yerlerde kalırlardı.

Kuşçalılar, Beyoğlu, Kuledibi, Karaköy, Aksaray, Laleli, Fatih semtlerinde sırlarında meyve küfesi, ellerinde terazi ile satış yaparlardı. Gidecekleri yere yayan giderlerdi. Mahallelerde, satış yaparlardı. Sıcaktan dilleri kurur, merhametli insanlardan, soğuk su beklerlerdi. Bayat simit ile, karınlarını doyururlardı.  

Akşamları yemeği erken gelen yapardı. Dayıbaşı yemek malzemesini alır, hazırlardı. Bazıları malı satamadığı için, yatsıdan sonra gelirdi. Satamadığını ertesi günü alıp, götürür, mahallelerde eritirlerdi. O dönemde adı geçen mahallelerdeki insanlara gıpta ederek : “Bu evlerde yaşayanlar da ölür mü ki acaba, Allah, bize de böyle evler verecek mi " diye gönüllerinden geçerdi.

http://www.kuscakoyu.com/ui/site/images/2_55e4aa3e1053a.jpg

O günlerden Musa Çavuş’un hatırasını okuyalım: Kuşcalı Kara Mehmet Dayı, Teke Musa Dayı, Musa Çavuş İstanbul'a gelip mal satmaya başlarlar. Musa Çavuş, daha önce İstanbul'a gelip, satış hususunda daha tecrübeli olduğu için birlikte bir küfe kabak aldılar.

Teke Musa Dayı, Kara Mehmet Dayı, daha iyi satılır zannıyla, kabakların büyüklerini seçtiler. Halbuki, büyük kabaklar yemek yapmadan başka işe yaramadığı için, dolma yapmaya gelmiyordu.

Musa Çavuş, onların büyük kabakları seçmesine karışmadı. Onlara : "Büyük kabaklardan, biraz da bana kalsın" diye, şaka yaptı. Daha büyüklerini seçtiler. Büyük kabaklarla, mahallelere gittiler. Büyük kabakları alan olmadı.

Musa Çavuş, onların beğenmediği, ufak kabakları aldı götürdü. İkindi üstü, erken satarak, odaya geldi. Diğerleri kabakları satamadıkları için, odaya epeyi geç vakit geldiler. Odaya girer girmez de Teke Musa ve Kara Mehmet, Musa Çavuşa kızarak "Ulan Musa Çavuş, ne diye bize güçcük gabakları seçmeyin, az satılır" demedin, diye kızdılar.