O Günler Unutulur mu?

by Mehmet Ali Tekin / 06 May 2020

Necip Kural...

Bu  da kim? diyecek bir çoğunuz...

Biz unutmadık, unutmayacağız ve ömrümüz oldukça da unutturmayacağız...

Çanakkale'de, Kilitbahir'de, Yemende, Filistinde, Kırımda, Kafkasya'da can verenleri unutmadığımız gibi...

İskilipli Atıfları, Şeyh Saidleri, Ali Şükrü Beyleri, Şeyh Muharrem Hafızları...

Bediüzzamanları, Süleyman Hilmi Tunahanları, Necip Fazılları...

Metin Yüksel'i, Erdoğan Tunayı, Hasan Sürel'i, Hamid Fendoğlu (Hamido)'yu unutturmayacağız...

Son nefesimize kadar, hatıralarını yaşatmak için mücadele vereceğiz...

Hâlâ hatırlayamadınız değil mi?

Kim bu Necip Kural...

İslami mücadeleye, canını veren fidanlardan birisi Necip...

12 Nisan 1980 Cumartesi günü, Şehid Münir Kaya'ya son görevlerini yapıp, cenaze namazını kılıp, ebedi istirahatgâhına uğurladıktan sonra, kabristandan dönelerken Çeliktepe'de Komünistlerin açtığı yaylım ateşle; Mustafa Geçoğulu olay yerinde şehid olur, Necip Kural yaralı olarak kaldırıldığı Şişli Efal Hastanesinde, şehadete ulaşıyordu. İsmail Demir de ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılıyor ve kurtuluyordu...

Necip, Mustafa kardeşiyle beraber İTÜ'de okuyordu...

Mustafa, Fatih Camii'nde ikindi namazı sonrasında cenaze namazı kılınıp, memleketi Kayseri'ye götürülecekti...

Dönemin iktidarı buna izin vermedi ve aile fertlerini naaşını morgtan alıp, memleketi Kayseriye götürmeye zorladı...

Mustafa Kardeşlerine, son vazifelerini yapamamaları Akıncıların zoruna gitti ve Necip'in Küçükçekmece Kanarya Fatih Camiinde kılınacak cenaze namazına, sel olup aktılar... Cenaze namazını müteakip tekbir, tehlil ve salavatlarla, Kanarya mezarlığına defnedildi.

Definden sonra Akıncı gençlerin çoğu trenle Yenikapı'ya gelip, Fatih'teki Vakıflar Yurdu'na gidecekler...

Sessiz sakin bir şekilde, Yenikapı'dan Fatih'te İtfaiyenin yanındaki parkın önüne kadar geldiler...

Buradan Fatih Camii'nin çevresinde bulunan Vakıflar Yurduna yöneldiklerinde, polis ve askerlerin barikatıyla karşılaştılar. Akıncılar, dört beş yüz kişi civarındaydı. Polis ve askere karşı gelmek istemediler, fakat hepsini göz altına almak istiyorlardı. İkindi vakti daralmıştı... Polis ve asker gözaltına almakta ısrar edince, caddede ikindi namazı cemaatle eda  edildi.

O günlerde yayınlanan Sebil Dergisi, olayı şöyle yazıyordu:

"Geçen hafta şehid edilen Münir Kaya 'nın cenazesinden dönmekte bulunan İslâmcı gençlerden üçü, komünist militanların sinsice planladıkları bir pusuya düşürüldüler. Bunlardan Mustafa Geçol hadise mahallinde şehid olmuş, Necip Kural adındaki diğer arkadaşı ise ağır yaralı olarak, hastaneye kaldırılmıştır. O’nun da kurtarılamayarak vefatı üzerine İslamcı arkadaşları, gerektiği şekilde bir merasimle kaldırılmaları için resmi makamlarla, bir hayli uğraşmaya mecbur kalmışlardır.

Mustafa Geçol'un bütün arzulara rağmen, İstanbul'da arkadaşları tarafından cenaze namazının kılınması temin edilememiş ve morgdan alındığı gibi, mahfuzen Anadolu yakasına geçirilmesine, mani olunamamıştır.  Aynı hadisede şehid olan Necip Kural’ın cenazesi, Küçükçekmece "Fatih Camii’nde kalabalık bir İslamcı gençlik grubunun tekbir, tehlil ve heyecanlı konuşmalarıyla defnedilmiş; ancak buradan dönerken, bazı nahoş hadiselerin zuhuru önlenememiştir.

Küçükçekmece’den topluca trene binip, Yenikapı’da inen İslâmcı gençlerin ekseriyeti Fatih civarındaki yurtlarda ikamet etmekte bulunduklarından, muhitlerine hep birlikte yürüyerek gidişleri; bir nevi nümayiş kabul edilerek, polis ve jandarma işbirliğinde bu harekete mani olunmak istenmiştir. Dört günde, arka arkaya dört mücahid arkadaşını kaybeden, gözü yaşlı İslamcı gençler; o sırada katillerin takip ve tetkiki ile meşgul olması gereken polis ve jandarmanın, kendilerinin masumane yürüyüşlerine mani olmak istemesi karşısında çileden çıkmış, fakat yine de sabır ve temkinini muhafaza etmekten geri kalmamıştır. Müdahalelerin had bir noktaya ulaştığı sırada, sokak ortasında topluca namaza duran İslamcı gençlerin, kimi pardösüsüne kimi bir gazete kâğıdına secde ederken arz ettikleri manzara, hakikaten göz yaşartıcıydı.

Sol militanların, asker ve polise kurşun sıktığı bir zamanda, İslâmcı gençlerin kendilerine vaki müdahaleyi, namazla protesto edişleri, hâlâ onlarla solcuları terazinin aynı kefesine koymak meyli içindeki bir takım gafillere karşı, ne ibretli bir ders ve cevap ifadesi taşımaktaydı.

Neticeten bu hareketi, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa aykırı sayan polis, dört yüz İslamcı genci nezaret altına almış, sonra bunların büyük bir kısmını serbest bırakarak, gözetime tabi olanların sayısını beşe, altıya indirmiştir..."

Şehidlerin defini merasiminde, zorla ihdas edilen hadiseler sebebiyle önce gözaltına alınıp, sonra Örfi İdare Mahkemesince serbest bırakılan, MSP Gençlik Kolları Başkanı ve İslâmcı Gençliğin değerli liderlerinden biri de  TA YYİP ERDOĞAN'dı..

O günler unutulur mu?

Sen söyle be Reis...

Unutulur mu?