Mehmet Şahin Yazdı: Türkiye İslami Direnişinin Öncüsü Ve Öğretmeni Şehit Metin Yüksel

Mehmet Şahin Yazdı: Türkiye İslami Direnişinin Öncüsü Ve Öğretmeni Şehit Metin Yüksel

Şehitler, yaşadıkları zamanların şahitleri oldukları gibi aynı zamanda, İslami mücadelenin de mihenk taşlarıdır.

Şehitler yaşadıkları zamanların şahitleri oldukları gibi aynı zamanda İslami mücadelenin de mihenk taşlarıdır. Anadolu coğrafyası pek çok şehidin aziz kanlarıyla sulanmış destansı mücadelelerine tanıklık etmiştir.

Son 100 yıl içerisinde bu topraklar eşi benzerine az rastlanır zulümlere sahne olmuş pek çok Müslüman zalimlerin ve hainlerin eliyle şehadet şerbetini içmiştir. Şehitler rabbimizin kitabı keriminde de buyurduğu gibi özel insanlardır, seçilmişlerdir. Her bir şehit yaşadığı dönemde görevini ifa etmiş ve rabbine zamanın tanığı olarak geri dönmüştür.

Her biri gökyüzünde parlayan yıldızlar gibi olan bu şehitlerimizden biriside Metin Yükseldir. Metin Yüksel yaşadığı dönemde kısacık hayatına ünü sınırları aşan büyük bir mücadeleyi sığdırmış, Türkiye Müslümanlarının İslamın özüne dönüş mücadelesinde çok önemli bir rol oynamıştır.

Cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra Anadolu  insanı islamdan, İslami değerlerden uzaklaştırılmaya çalışılmış, emperyalistlerin  maşası durumundaki güçler islama dair ne varsa yok etmek istemişlerdir. Harf devrimi, Kılık kıyafet devrimi, istiklal mahkemeleri vs. Anadolu Müslümanlığı görülmemiş bir zulmün tuğyanın, şirkin baskısına maruz bırakılmıştı. Pek çok masum çeşitli sebepler bahane edilerek idam sehpalarında ya da kurşunlanarak katledilmişlerdi. Şeyh Sait, İskilipli Atıf Hoca, Erbilli Esat Efendi ve daha niceleri. Anadolu Müslümanlığı susturulmuş, sindirilmiş bir duruma düşmüştü.

1960lı yıllardan sonra Anadolu Müslümanları üzerlerindeki bu ağır travmayı yavaş yavaş atmaya başlamış, İslami söylemi milliyetçi, mukaddesatçı bir çizgide de olsa ifade etmeye başlamışlardı. Ümmetçi bir dil kullanmaya henüz cesaret edememişlerken, 1960ların sonları ve 1970li yıllarda doğu ve batı emperyalizmi Anadolu coğrafyasında bir hâkimiyet kavgası başlatmış, henüz daha kendine gelememiş Anadolu insanı adeta bir iç savaşın içine çekilmişti. Sol ve sağ çeteler benden olmayanın yaşama hakkı yok mantığıyla hareket ederek iğfal edilmiş beyinleriyle Anadolu insanına kan kusturuyordu.

Kendi kimliğini bulmaya çalışan Müslüman gençler ise kendini bu çatışmanın ortasında buluverdiler. Bir taraftan İslami kimlik arayışı bir taraftan sol, sağ çetelerin saldırıları karşısında Müslüman gençler MTTB çatısı altında toplanıp faaliyetlerini sürdürmeye çalıştılar.

Bu dönemlerde Nizam Partisi, MSP hareketi ve rahmetli Erbakan’ın Anadolu Müslümanlarının siyasi bilinç kazanmasında önemli bir rol oynadıklarını vurgulamak gerekir.

1975 yılında kurulan Akıncılar Derneği ile Müslüman gençlik yeni bir döneme girmiş oldu. Tam bu noktada Metin Yükselden ve niçin Türkiye İslami direnişinin öncüsü ve öğretmeni olduğundan bahsetmek gerekir.

1970li yıllarda milliyetçi, mukaddesatçı çizgide seyreden Müslümanlar Metin Yükselin 1976 yılında Fatih Akıncılar Derneğini kurması ile yeni bir mücadele anlayışı ve dili ile karşılaştı. Metin Yüksel ve arkadaşları “ sınırsız, sınıfsız İslam toplumuna doğru” sloganıyla emperyalizmin en büyük silahı Kapitalizme ve milliyetçi anlayışa karşı çıkmış oldu. Ümmetçi bir çizgiyi çok açık ve net bir şekilde ortaya koyarken Moro’dan Eritre’ye Filistin’den Afganistan’a tüm İslam coğrafyasındaki Müslümanları kucaklayıcı söylem geliştirdiler.

Metin Yüksel duvarlara Türkçe sloganların yanında Kürtçe sloganlarda yazarak Anadolu coğrafyasında yaşayan Müslümanları bir ümmet mozayiği olduğunun altını çizdi. İran’da şahı devirmek için harekete geçen Müslümanlara destek verdi. Afişler, bildiriler, konuşmalarla İmam Humeyni’yi ve mücadelesini anlattı. O günlerdeki geleneksel din anlayışına sahip Müslümanlar tarafından yöneltilen eleştirilere kulak asmadan şiisiyle,Sünnisiyle tüm ümmetin kardeş olduğunu vurguladı. Hiçbir söyleminde milliyetçi, coğrafyacı, mezhepçi bir dil kullanmadı.

Emperyalizme, Siyonizm karşı günümüzde İslami direniş hareketlerinin kullandığı dil ve üslubu Metin Yüksel 1970li yıllarda kullandı. Filistin, Kudüs, Mescidi Aksanın özgürlüğü onun mücadele anlayışının temelini oluşturdu.

Bugün dahi bazı çevrelerin gerçekleştiremediği İslam’ın özüne dönüşü, düşünce ve eylem bazında o ve arkadaşları çoktan gerçekleştirmişlerdi.

Fatih Akıncıları, Akıncılar Derneğinin genel merkezi değildi ancak ortaya koydukları duruş ve mücadele anlayışı ile tüm Türkiye Müslümanlarının gönlünde taht kurmuş, Müslüman gençlik gözünü kulağını onlara doğru çevirmişti. Metin Yükselin mücadele anlayışında alttan almak, geri adım atmak yoktu. Bedeli ne olursa olsun, göze göz, dişe diş bir tavrı kuşanmıştı..Onun için ya olmak ya da ölmek vardı üçüncü bir yol asla olmayacaktı.

Yaptığı faaliyetlerle yoksulun, mazlumun yanında yer almış, o günkü kısıtlı hatta hiç olmayan imkânlarla bugün dahi kocaman kocaman tabelası olan ve her türlü imkâna sahip kurumların yapamadıklarını yapmıştı.

Daha sayamadığımız pek çok özellikleri dolayısı ile Metin Yükseli Türkiye İslami direnişinin öncüsü ve öğretmeni olarak kabul etmeli değilmiyiz?

Şimdi Metin Yükseli biraz daha yakından tanıyalım.

Metin Yüksel 17 Temmuz 1958 yılında Bitlis’in Kolongo yaylasında Deştedari köyünde dünyaya geldi. Annesi doğunun tanınmış ailelerinden şeyh Masum efendinin kerimesi, babası ise daha sonraları tüm Türkiye Müslümanlarının yakından tanıyacağı İslam alimi olan Sadrettin yüksel hocadır.

Metin Yüksel henüz 6 yaşındayken ailesiyle birlikte göç ederek İstanbul’a yerleşti. Yüksel ailesi daha çok Kürt ve Arap kökenli ailelerin yaşadığı Fatih’in Haydar mahallesine yerleşmişti.

Metin Yüksel babasından aldığı İslami terbiye ve eğitimle büyürken, daha çok küçük yaşlarda liderlik vasfına sahip olduğunu davranışlarıyla gösteriyordu. Henüz ilkokul çağlarında iken mahallesindeki yaşıtı çocuklarla İslam cemaati adını verdiği bir grup kurmuş, arkadaşlarıyla kendince İslami faaliyetlerde bulunuyordu. Ortaokul çağına geldiğinde o günkü Müslüman öğrencilerin toplandığı MTTB çatısı altında ortaöğretim komitesinde çalışmaya başlamıştı. Metin Yüksel ele avuca sığmaz kimliğiyle çoğu zaman kendinden yaşça büyük ağabeylerinin önüne geçiyor, MTTB’nin tüm aktivitelerinde ön saflarda yer alıyordu.

1975 yılında Akıncılar derneğinin kurulmasıyla Metin Yüksel bu harekete katılmış, 1976’da ise bir grup arkadaşı ile Fatih akıncılar derneğini kurmuştu. Fatih semti o günlerde sol ve sağ çetelerin ve mafya türü yapılanmaların etkin olduğu bir bölgeydi. Metin Yüksel ve arkadaşları verdikleri aktif mücadele ile kısa zamanda bu çeteleri susturmuş, Fatih semtini güvenli bir bölge haline getirmişlerdi.

Metin Yüksel’i her an semtin her yerinde, bazen bir köşe başında bazen bir kahvehanede bazen bir okulun bahçesinde insanlara islamı tebliğ ederken görebilirdiniz. O günlerde özellikle sol çeteler Metin Yüksel ve arkadaşlarını durdurmak için hain planlar yapıyor fakat Metin Yüksel her seferinde kendisine yapılan saldırılardan Allah’ın yardımıyla kurtulmayı başarıyordu. 26 Ekim 1977 günü Metin Yüksel ve bir grup arkadaşı silahlı saldırıya uğruyor, Metin Yüksel 3 kurşun yarası alarak ağır yaralanıyordu. Bu hadiseden henüz birkaç gün sonra iyileşmeden, Metin Yüksel Fatih sokaklarına çıkıyor ve adete bu çetelere meydan okuyordu.

Metin Yüksel kendisine zarar gelmesinden korkarak telkinde bulunan arkadaşlarına şairin şu dizeleriyle cevap veriyordu. ‘ Ölüm bize ne uzak, ne yakın bize ölüm. Ölümsüzlüğü tattık ne yapsın bize ölüm.’ Metin Yüksel şehadetine yakın günlerde şehit ve şahadet lafını ağzından hiç eksik etmiyor, bir gün arkadaşlarıyla konuşurken ‘Ben bir gün şehit olursam cenazemi hemen kaldırmayın, iki üç gün bekletin ve Türkiyenin her tarafına haber salın cenazemi büyük bir kalabalıkla kaldırın ki, benim şehadetim insanımıza güç ve moral kaynağı, düşmanımıza korku olsun’ demişti.

Metin Yüksele ait bazı özellikler:

Metin Yüksel mücadeleci kimliğinin yanı sıra son derece merhamet ve şefkat dolu bir yüreğe sahipti. Öyle ki yoksul, özürlü ve hasta insanlara karşı özel ilgi gösterir asla kimseyi küçümsemezdi. Onu tanıyan arkadaşları cebindeki tüm parasını yoksul insanlara dağıttığına defalarca şahit olmuştu.

Fakir insanların yaşadığı bir mahalle olan Haydardaki Akıncılar derneğinde bir odayı muayenehane olarak düzenlemiş haftada iki gün gönüllü doktorlar bularak halka ücretsiz sağlık hizmeti verdirmiştir. Bölgelerdeki eczanelerden topladığı ilaçlarda burada dağıtılıyordu.

Semtteki yoksul aileleri tespit eder, zaman zaman imkân nispetinde bu evlere yakacak ve yiyecek yardımı yapardı.

Metin Yüksel davranışlarına dikkat eder argo kelimeler kullanmamaya özen gösterirdi.

Kendisiyle görüşmek isteyen herkes ile görüşür, özellikle çocuklara çok ilgi gösterirdi. Lise çağındaki gençlere AK-LİS- FT 19 adını verdiği bir grup kurmuş ve yakından ilgilenmişti.

Arkadaşlarına son derece bağlı bir insandı. Neredeyse günün 24 saatini onlarla birlikte geçirir tehlikeli ve riskli bir durum olduğunda kendini ortaya koymaktan kaçınmazdı.

İslam dışı güçlere karşı sert bir tutum sergilerken Müslümanlara karşı mütevazı ve alçakgönüllülüğü elden bırakmazdı.

Dünyaya dair herhangi bir talebi olduğu asla görülmemişti.

Etrafındaki Müslümanları İslami çalışmalar yapmaları konusunda sürekli uyarır, lakayt davrananlara müsamaha etmezdi.

Yaşından çok daha olgun davranır, arkadaşlarına güven ve cesaret verirdi.

Resim yapmayı çok severdi ve bu konuda üstün bir yeteneği vardı.

İslami konularda rast gele konuşmaz mutlaka kaynak ve delil gösterirdi.

Doğru bildiğini söylemekten asla kaçınmaz, varlıklı Müslümanları lüks ve israf konusunda ısrarla uyarırdı.

İslami propaganda çalışmalarında Allah vergisi üstün bir yeteneğe sahipti. Çok hızlı karar verir ve kararını hemen uygulardı.

Sonuç olarak Metin Yüksel şahadet tacını giymeyi herkesten daha fazla hak etmiş, şahadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara mesajını bırakarak rabbine geri dönmüştür.

Bugün onun mücadele anlayışına dünden daha çok ihtiyacımız var.

Tüm bu özelliklerinden dolayı Metin Yüksel Türkiye İslami direnişinin ve direnişçilerinin öncüsü ve öğretmenidir.